21.08.2014

TEVRAT VE İNCİL’DE, GELECEĞİ MÜJDELENEN PEYGAMBER

“Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resul’e, o ümmi peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağı yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” A’raf su. 157.
Kur’an-ı Kerimin A’raf suresi 157. Ayette, Ümmi olan, okuma yazma bilmeyen Peygamber (sav) Efendimizin yedi özelliğinden bahsedilmektedir. Bu yazımızda yedi özellikten, birinci özellik üzerinde duracak ve bu konuyu sizlere açıklamaya çalışacağım.
1)      Tevrat’ta ve İncil’de geleceği haber verilen ve özellikleri belirtilen Peygamber:
Yukarıdaki ayette zikredilen bu özellikler, Peygamber (sav) in Tevrat ve İncil’de belirtilen sıfatlarıdır. Peygamberler, Hz. Muhammed (sav) in peygamber olarak gönderileceğini ümmetlerine müjdelemişler ona tabi olmalarını ümmetlerine emretmişlerdir. Onun sıfatları halen âlimlerin ve hahamlarının bildikleri kitaplarında da mevcuttur.
“Hani, Allah Peygamberlerden, “Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve “Bunu kabul ettiniz mi, verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar, “kabul ettik” demişlerdi. Allah da, “Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti.”    Al-i İmran su. 81.
İbn Abbas (ra) der ki:” Allah hangi peygamberi göndermişse mutlaka ondan şöyle bir ahit almıştır. Eğer o hayatta iken Muhammed gönderilecek olursa mutlaka ona tabi olacaktır. Ve yine onun ümmetinden; Muhammed (sav) onlar hayatta iken peygamber olarak gönderilecek olursa ona tabi olup ona yardım edeceklerine dair söz almalarını bildirmiştir.” Hadislerle Kur’an Tef. 14/7869
Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyurdular: “Ben atam İbrahim’in daveti (çağrısı-duası), İsa’nın müjdesi, annemin görmüş olduğu rüyayım.” Aynı eser.
            “Hani, Meryem oğlu İsa, “Ey İsrail oğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak gönderdiği peygamberiyim” demişti.” Saff su. 6.
            “Tevrat beni müjdelemiştir ve onun haber verdiği şeyin doğrulayıcısı benim. Benden sonra gelecek, ümmi, Arap ve Mekke’li, adı Ahmed olacak bir peygamberi de müjdelemekteyim.”
            Buhari’nin bu konuda naklettiği hadis şöyledir. Ebu Yemman (ra):
“Ben Resulullah (sav) in şöyle buyurduğunu işittim: “Benim pek çok isimlerim vardır. Ben, Muhammed’im, Ben, Ahmet’im, Ben, kendisiyle Allah’ın küfrü mahvettiği Mahi’yim, Ben, insanların ölümde haşredilecekleri Haşir’im ve ben Akib’im ki, benden sonra peygamber yoktur.” Müslim’deki rivayette bunlara ilave olarak, “Ben, Haşim’im, rahmet peygamberiyim, tövbeyim,ve Mülhime’yim..” ifadeleri yer almaktadır.                                                                          Buhari, Menakıb,17; Müslim, Fezail,125; Tirmizi, Edep, 67; Muvatta, Esmau’n-Nebi,1.
            “Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.” Bakara su.146.
            Yahudiler ve Hıristiyanlar, Hz. Peygambere ait özellikleri kendi kutsal kitaplarında okuya geldiklerinden onu özelliklerinden çok iyi tanıyorlardı. Bu ayette, Yahudi ve Hıristiyanların Hz. Peygamberi inkâr etmelerinin bilgisizlikten değil, inatlarından kaynaklandığına işaret edilmektedir.
            Kendilerine kitap verilen Yahudi ve Hıristiyanların ruhani reisleri, öz oğullarını tanıdıkları gibi Hz. Muhammed (sav) i de, Tevrat ve İncil’de yazılı olan sıfatlarından bilip tanıyorlardı. Yahudi ilim adamlarından Abdullah bin Selam ve arkadaşları, Hz. Peygamber Efendimizi birçok özellikleriyle bilip tanıdıkları için bunlardan bir kaçı İslamiyeti kabul etmek konusunda tereddüt etmedi. Abdullah bin Selam bir ara: “Andolsun ki ben Resulullah (sav) Efendimizi öz evladımdan daha iyi tanır ve bilirim” diyerek bu gerçeği ve Tevart’ta yazılı bulunan sıfatların hak olduğunu bir defa daha duyurmak istemişti. Bunun üzerine Hz. Ömer (ra) ona:
-“Ya Abdullah! Bu nasıl olur?” Diye sorunca, o şu cevabı vermiştir:
-“Evet, ben Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şahadet ediyorum; bunda hiçbir şüphe ve tereddüdüm yoktur ve olamaz da. Ama kendi öz evladım hakkındaki şahadetim bu nispette kuvvetli değildir. Çünkü anasının bir şey yapıp yapmadığı hakkında kesin bilgim yoktur.” Asrın Kur’an Tefsiri, 1/ 383.
            Abdullah ibn Mesud (ra) dan: “Resulullah (sav) bizi (Habeşistan) Necaşi’ye gönderdi, biz yaklaşık seksen kişi civarındaydık… Kureyşliler de Necaşi’ye elçiler ve hediyeler göndermişti. Kureyşin elçileri Necaşi’nin huzuruna girdiler, Kureyşliler ona secde ettiler. Bizi ve Peygamber (sav) şikâyet ettiler. Necaşi bizi de çağırdı, Ca’fer b. Ebi Talip bizim sözcümüz olarak Necaşi’ye selam verdi, huzurunda secdeye kapanmadı. Ona, “hükümdara neden secde etmezsin?” dediklerinde, o, “Biz Aziz ve Celil olan Allah’tan başkasına secde etmeyiz” dedi. Necaşi: “O da nedir?” diye sorunca, Hz. Ca’fer, Allah’ı, Peygamberi, namazı, zekâtı, Hz. İsa (as) hakkında Meryem suresindeki ayetleri okudu,  bildirilenleri söyledi. Bunun üzerine Necaşi oturduğu yerden kalktı ve şöyle dedi:
“Ey Habeşliler topluluğu, ey papazlar ve rahipler! Allah’a andolsun ki onlar bizim söylediklerimizden fazla bir şey söylemiyorlar. Merhaba size ve sizin katından geldiğiniz zata. Ben, Onun Allah’ın Resulü olduğuna şahadet ederim ve onun İncil’de gördüğümüz peygamber olduğunu kabul ederim. Meryem oğlu İsa’nın müjdelediği zat olduğunu bildiririm. İstediğiniz yere konaklayın. Allah’a andolsun ki eğer ben Kral olmasaydım gider onun ayakkabılarını taşır ve ona abdest aldırırdım.”   Hadislerle Kur’an Tefsiri, 14/ 7870. (Ebu Davut, Cenaiz,62 (3205).
Peygamber (sav) Efendimizin, daha önceki Peygamberlere indirilen kitaplarda geçen isimlerinden bazıları şunlardır: Dahuk, Hamyata, Ahid, Baraklit, Mazmaz, Müşaffah, Münhamenna, Muhtar, Ruhul Hak, Hukimüs, Sünneh, Mukaddes, Hırz-ül Ummiyyin, Malum’dur. Bunların çoğu sıfat olup mecazen isim sayılmışlardır.
            Peygamber (sav) Efendimizin İncil’de Ahmed (Baraklit), Tevrat’ta, Münhamenna olarak geçtiği muhakkaktır.   Hz. Muhammed ve İslamiyet, M.Asım KÖKSAL, Mekke Devri, s.14.
Birçok tercüme yanlışları ve insan sözleri karışmakla beraber, halen elimizde bulunan Tevrat ve İncil nüshalarında Hz. Muhammed (sav) in geleceği ile ilgili belgelere ve işaretlere rastlamaktayız.
a)      Tevrat’taki belgeler ve işaretlerden birkaç tanesi şöyledir:
            “Allah’ın Rab senin için aranızdan, kardeşlerinizden benim için bir peygamber çıkaracak, onu dinleyeceksiniz.” Tevrat, Tesniye 18/15.
            “Onlar için kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım ve sözlerimi Onun ağzına koyacağım ve Ona emredeceğim, her şeyi onlara söyleyecek..” Tevrat, Tesniye, 18/18.
            İsrail oğulları İshak Peygamber’in soyundan, Hz Muhammed (sav) ise, ishak’ın kardeşi İsmail’in soyundandır. O bakımdan Tevrat’ta “kardeşleri arasından” sözü kullanılmıştır.
            “İşte kendisine destek olduğum kulum. Canımın kendisinden razı olduğu seçme kulum. Ruhumu onun üzerine koydum. Milletler için hakkı meydana çıkaracaktır. Bağırmayacak ve sesini yükseltmeyecek ve onu sokakta işittirmeyecek. Ezilmiş kamışı kırmayacak ve tüten fitili söndürmeyecek, hakkı hakikate erdirecek ve dünyada hakkı pekiştirinceye kadar zayıflamayacak ve cesareti kırılmayacak ve adalar onun şeriatını bekleyecektir..”  Tevrat, İşaya,42/1-5.
b)      İncil’deki belge ve işaretler ise şöyledir.
            “Eğer beni seviyorsanız, emirlerimi tutarsınız. Ben de babaya (Rab) yalvaracağım. O size başka bir Tesellici, hakikat ruhunu verecektir. Ta ki, daima sizinle beraber olsun..” İncil, Yuhanna, 14/15-16.    Asrın Kur’an Tefsiri, cilt 5/ 2240-2242.
            “Bununla beraber ben size hakikati söylüyorum. Benim gitmem sizin için hayırlıdır. Çünkü gitmezsem, Tesellici gelmez. Fakat gidersem, onu size gönderirim. Ve o geldiği zaman, günah için, salah için ve hüküm için dünyayı ilzam edecektir..” İncil, Yuhanna,16/ 7-8.
            “Size söyleyecek daha çok şeylerim var. Fakat şimdi dayanamazsınız. Fakat o, hakikat Ruhu, gelince, size her hakikate yol gösterecektir. Zira kendiliğinden söylemeyecektir. Fakat her ne işitirse söyleyecek ve gelecek şeyleri size bildirecektir. O beni taciz edecektir. Çünkü benimkinden alacak ve size bildirecektir.”   İncil, Yuhanna, 16/ 12-14.
 
            “Bundan dolayı size derim, Allah’ın melekûtu sizden alınacak ve onun meyvelerini yetiştirecek bir millete verilecektir. Ve bu taşın üzerine düşen parçalanacak, o da kimin üzerine düşerse onu toz gibi dağıtacaktır.”    İncil, Matta, 21/ 43-44.
c)       Bernaba İncil’indeki bu konudaki belgeler çok daha açık ve nettir.
            “Allah, Âdem’i yaratınca, Âdem iki ayağı üzerine kalkıp doğruldu. Başını göğe doğru çevirdi. Güneş kadar parlak iki satır yazı gördü. “La ilahe illellah, Muammedü’r- Resulüllah”. Âdem ağzını açıp dedi ki: “ Ey Rabbim ve İlahim! Sana şükrediyorum. Çünkü beni fazlü kereminle yarattın. Huzurunda eğilir ve yalvarırım. Bu sözün (Muhammedü’r-Resulüllah) anlamını bana bildirmeni dilerim.” Rabbi ona cevap verdi: “Ey kulum Âdem! Güvenle, esenlikle bana yaklaş. Sana derim ki, ilk yarattığım insan sensin. Şu ismini gördüğün nur, senin soyundan ve evlatlarındandır. Yıllar sonra dünyaya gönderilecektir. O benim peygamberim olacaktır. Her şeyi onun hatırı için yarattım. O geldiğinde varlık âlemini aydınlatacaktır. Ben, henüz hiçbir şeyi aratmadan altmış bin yıl önce onun nurunu ve ruhunu yarattım.” İncil- Bernaba, 39/14-28.
            “İsa onlara dedi ki: “Ben size hakkı söylerim. Bu güne kadar gelen her peygamber ancak bir kavme veya bir millete gönderilmiştir. Her peygamber Allah’ın rahmetinin belirtisidir. Ancak her peygamberin gözü, gönderildiği kabile veya milletin dışına taşmamıştır. Ama o Allah’ın Resulü gelince, yüzük taşı misali olacak. Allah ona verecek de verecek. O yeryüzündeki milletler için kurtuluş ve rahmet taşıyacak. Onun talimini kabul edenler kurtulup rahmete erişecektir. O zalim ve zorbalar üzerine kuvvetle yürüyecek, putlara tapınmayı kökünden yıkacaktır. Öyle ki şeytanı perişan ve rüsvay edecektir. Çünkü Allah o son peygamber hakkında İbrahim peygambere şöyle vaat etmiştir. “Dikkat ya İbrahim! Ben senin soyunla yeryüzündeki kabile ve milletleri mübarek kılacağım. Sen nasıl putlarla savaştın, onları devirdinse, o da öylece putlarla savaşacak ve onları devirecektir.”    İncil, Bernaba, 43/ 13-29. Asrın Kur’an Tefsiri, cilt 5/ 2240-2242.
            Bernaba İncil’inden son örnek olarak şu belge ile bitirelim.
            “İşte onun için size derim ki: “Şüphesiz Allah’ın Peygamberi Ahmed ile yakında Allah’ın yarattığı her şey sevinecektir. Çünkü o, anlayış ve danışma ruhudur. O, hikmet ve kuvvet ruhudur. O, sevgi ve rahmet ruhudur.  O, adalet ve takva ruhudur. O, lütuf ve sabır ruhudur. Allah ona verdiğini hiç kimseye vermemiştir. O, âleme geldiği zaman, ne mutlu zaman olacak! Beni tasdik edin. Onu (yani ruhunu) her peygamberin gördüğü gibi ben de gördüm, saygı ve ta’zimde bulundum.”   Barnaba İncil’i, 44/ 19-31.   Asrın Kur’an Tefsiri, cilt 5/ 2240-2242.
            d)  Zerdüştlerin kutsal kitabı Zeno Avesta’nın elimizdeki nüshasında, Yasht (putları kıracak olan), Soeshyant ( Âlemlere rahmet), Astvat Ereat (Halkı ayağa kaldıran) ın geleceği önceden haber vermiştir. Bunlar da Peygamberimizin özelliklerindendir. Maitreya (Metteya) yani “Âlemlere Rahmet” in gelip bu işi düzeltecek ve tamamlayacaktır.
e)    Budizm’in kurucusu Buda’nın bazı ifadelerinde, dini tamamlayamadığını, ona göre Maitreya (Metteya) yani “Âlemlere rahmet” gelip bu işi tamamlayacak ve düzeltecektir.
            F   ) Brahmanizm’deileride gelecek ve beklenen bir kimse” inancı vardır. Narasanşah, Astivişyat (Alkışlanacak olan, övülmeğe layık kişi), Onun bineceği araba çok süratli, koşan develer tarafından cennete varana kadar koşturulacaktır”. Vişnhu Puran adlı kitaplarının 24. Bölümünde, “Tanrı’nın son tenasühü bir cenkçi muharip tezahür edecektir”.denilmektedir. BU muharip kumlu Ada’da, arif ve namlı bir aileden dünyaya gelecek, babasının adı Visnuyaşa (Allah’ın kölesi=Abdullah), annesi adı Somti (emin olunan kimse=Emine) olacaktır.
            e)    Hindistan Brehmenlerin kutsal kitabı olan Veda’lan’a göre yukarıda işaret edilen “cenkçi muharip” kumlar diyarında doğacak, sonra vatanını terk edip kuzeydeki bir yere hicret edecektir. Göğe değecek bir arabası olacaktır. Bu zat, deve sahibi bir hikmetli kişi olacak, yapacağı iki büyük savaşın birincisinde üç yüz, ikincisinde on bin askeri bulunacaktır.
Bilindiği üzere Peygamber (sav) Efendimiz, kumlar diyarı Mekke’de doğmuş, Peygamberliğinin ortalarında kuzeyde Medine’ye hicret etmiştir. Gerçekten onun ilk savaşı Bedir’de kendisi ile üç yüz, son savaşı Mekke’nin fethinde on bin askeri bulunmuştur. Göğe değen arabası da şüphesiz çıktığı Mi’rac’ in ifadesidir. Kutub-i Sitte Muhtasarı, İbrahim Canan,  4/ 64-65.
            İbn Sa’d’in İbni Abbas’dan rivayetine göre: “ Kureyza, Nadir, Fedek ve Hayber Yahudileri, Peygamberimiz Peygamber gönderilmeden önce, yanlarındaki kitaplardan onun sıfatlarını, hicret edeceği yerin Medine olacağını öğrenmiş bulunuyorlardı. Peygamberimiz doğduğu zaman Yahudi âlimleri bir yıldızın doğduğunu görmüşler ve şöyle demişlerdir:
            “Bu yıldızın doğduğu gece, Ahmed (as) doğmuştur”.
            Hz. Aişe (ra) den rivayetine göre, “Mekke’de ticaretle uğraşan bir Yahudi vardı. Peygamber (sav) doğduğu gece, bu Yahudi; içlerinde Hişam b. Muğire, Velid b. Muğire ve Utbe b. Rebia gibi Kureyş’in ileri gelenlerinin de bulunduğu bir toplantıda bulunuyordu. Bu Yahudi onlara:
            -“Bu gece, sizden birisinin bir çocuğu doğdu mu?” diye sordu. Onlar: “Bilmiyoruz!” dediler. Yahudi:
            “Vallahi, sizin bu kabahatinizden iğrendim. Bakın, ey Kureyş topluluğu! Size ne söylüyorum! İyi anlayın. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu! Eğer yanlışım varsa, Filistin kutsiyetini inkâr etmiş olayım! Evet, onun iki omuz küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir Ben vardır!” dedi.
            Toplantıda bulunanlar, Yahudi’nin bu sözlerinden hayrete düştüler. Evlerine döndükleri zaman bunu ev halkına anlattılar. Cevaben “ Bu gece, Abdulmuttalib’in oğlu Abdullah’ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular” denildi onlara.
            Ertesi gün Yahudi’nin bulunduğu yere gidip “Bahsettiğin çocuğun bizim kabilede doğduğunu öğrendin mi?” dediler. Yahudi onlara:
            “Onun doğumu, benim size verdiğim haberden önce midir, yoksa sonra mıdır?” dedi. Onlar: “Öncedir ve ismi da Ahmed’dir” dediler. Yahudi, “Beni o çocuğun yanına götürün” dedi. Kalkıp birlikte Hz. Amine’nin evine gittiler. Yahudi Peygamberimizi ve arkasındaki Ben’i görünce fenalaştı ve baygınlık geçirdi. Ayılınca, “yazıklar olsun sana ne oldu? “ diye sordular. Yahudi:
            “Artık İsrail oğullarından Peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarı da kalmadı artık. Bu, onların öldürülecekleri hakkında verilmiş bir hükümdür! Araplar, Peygamberlikle kurtuluşa ereceklerdir. Ey Kureyş topluluğu! Ferahlandınız mı? Vallahi, size, haberi doğudan batıya kadar ulaşacak bir satvet, bir hamle verilecektir!” dedi.                        Hz. Muhammed ve İslamiyet, M. Asım KÖKSAL, Mekke Dönemi, sayfa 51-52.
                Cabir İbn Semüre (ra) anlatıyor: “Resulullah (sav) in Peygamberlik mührü, iki omuzu arasında idi. Tıpkı bir güvercin yumurtası büyüklüğünde kırmızı bir yumru (gudde) idi.” Tirmizi,42 (3647).
            Saffan İbnu Assal (ra) anlatıyor: “ İki Yahudi konuşuyorlardı. Biri arkadaşına: “Gel seninle şu peygamber (sav) e gidelim ve bir şeyler soralım” dedi. Arkadaşı: “Ona peygamber deme” diye müdahale edip ekledi: “Şayet o kendisinden “peygamber” diye bahsettiğini duyacak olursa sevincinden gözleri dört köşe olur.”
            Beraberce gidip Resulullah (sav) i imtihan niyetiyle dokuz açık ayetten ona soru sordular. Resulullah (sav) onlara: “Allah’a hiçbir şeyi ortak kılmayın, hırsızlık yapmayın, zina fazihasını işlemeyin. Allah’ın haram kıldığı cana kıymayın, faiz yemeyin, günahsız kadına zina iftirası atmayın, savaş sırasında cepheyi bırakıp kaçmayın. Ey Yahudiler! Bilhassa sizin için söylüyorum, cumartesi günü yasağını ihlal etmeyin” dedi.
            Saffan der ki; “Bu cevap üzerine Yahudiler Resulullah (sav) in el ve ayaklarını öptüler ve : “Şahadet ederiz ki sen Peygambersin” dediler. Peygamber (sav) Efendimiz onlara:
            “Öyleyse niye bana uymuyorsunuz?” diye sordu. Onlar:
            “Davut (as) in neslinden peygamber kesilmesin diye dua etti. Biz, sana uyduğumuz takdirde Yahudilerin bizi öldürmesinden korkuyoruz” cevabını verdiler. Tirmizi, İsti’zan,33 (2734), Nesai, Tahrim,18; İbn Mace, Edep 16 (3705).
            Salât ve Selam O’nun üzerine olsun. Yüce Allah (cc) bizleri O’nun yolundan ayırmasın.
Kemalettin AKSOY
Bayburt İl Müftüsü