Ömrünün büyük bir bölümünü Medine’de geçiren ve Cennetü’l Baki’ de medfun
bulunan, Konya’ mızın bağrından çıkmış şair
Ali Ulvi Kurucu, Efendimize
olan aşkını ve hayranlığını şöyle dile getiriyor.
Ruhum Sana aşık, Sana hayrandır
Efendim!..
Bir ben değil alem Sana kurbandır
Efendim!..
Ecram ü felek, levh ü kalem mest-i
nigahın,
Medh eyleyen ahlakını Kur’an’dır
Efendim!..
Ta arşa çıkar her gece aşıkların
ahı,
Didarına aşık Ulu Yezdan’dır
Efendim!..
Aşkınla buhurdan gibi tütmekte bu
kalbim,
Sensiz bana cennet bile hicrandır
Efendim!.
Doğ kalbime bir lahzacık ey Nur-i
Dilara,
Nurun ki, gönül derdine dermandır
Efendim!..
Ulvi de Senin bağrı yanık aşık-ı
zarın,
Feryadı bütün ateş-i suzandır
Efendim!..
Kıtmırinim ey Şah-ı Rusül, kovma
kapından,
Asilere lütfün yüce fermandır
Efendim!..
Ali Ulvi Kurucu
Bursa Ulu Cami İmam-Hatiplik görevi
sırasında kaleme aldığı “Vesiletü’n-Necat” isimli Mevlid-i Şerifinde
Süleyman Çelebi, Müslüman milletimizin Hz. Muhammed (sav) e beslediği
muhabbetin sembol ismi olarak, Resul-i Ekrem (sav) in diğer Peygamberlerden
üstünlüğünü şu beyitlerinde şöyle ifade etmektedir.
Dahi hem Musa elindeki
asa,
Oldu O’nun hürmetine
ejderha.
Ölmeyüp İsa göğe bulduğı
yol,
Ümmetinden olmak içün idi
ol.
Gerçi kim bunlar dahi mürsel durur,
Lik Ahmed ekmel ü efdal durur.
Çok temenni kıldılar Hakk’dan bular,
Kim Muhammed ümmetinden olalar.
Süleyman Çelebi
Süleyman Çelebi, Mevlid-i Şerif’in
“Merhaba” bölümünde, Peygamber (sav) Efendimiz için söylediklerini
Mevlid-i Şerifler okunurken dinliyoruz. Bir kez daha hatırlayalım.
Ey gönüller derdinin dermanı
Sen,
Ey yaratılmışların Sultanı Sen.
Sensin ol sultanı cümle enbiya
Nur-i çeşm-i evliya vü asfiya.
Ey risalet tahtının Sen
hatimi,
Ey nübüvvet mihrinin Sen
hatemi.
Çünkü nurun rüşen etti
alemi,
Gül cemalin Gülşen etti
alemi.
Süleyman Çelebi
Yine Mevlid-i Şerif’in Peygamber
(sav) Efendimizin doğumunun anlatıldığı“ Veladet” bölümünde O’nun
yücelik ve üstünlüğünü şöyle ifade ediyor.
Dediler oğlun gibi hiçbir
oğul
Yaratılalı cihan gelmiş
değil.
Bu senin oğlun gibi kadri
cemil,
Bir anaya vermemiştir ol
Celil.
Ulu devlet buldun ey dil-dar
sen,
Doğiserdir senden ol hulk-ı
hasen.
Bu gelen ilm-i ledün
sultanıdır.
Bu gelen tevhid ü irfan
kanidir.
Bu gelen aşkına devr eyler
felek,
Yüzüne müştakdır ins ü
melek.
Rahmeten li’l-alemin’dir
Mustafa,
Hem şefiu’l-müznibindir
Mustafa.
Süleyman Çelebi
Şimdi de zamanımızın şairlerinden
olan, Na’t isimli şiirleriyle gönülleri mest eden Cengiz NUMANOĞLU’na
kulak verelim.
Arş'ın kubbelerine, adı nûrla yazılan,
İsmi;
semâda ''Ahmed'', yerde ''Muhammed'' olan,
Yedi katlı göklerde, Hâk Cemâli'ni
bulan,
Evvel-Âhir yolcusu, Yâ Hazreti Muhammed.
Sağnak nûr yağmurları,
inerken yedi kattan,
O gece, Sendin gelen, ezel kadar uzaktan,
Melekler,
her zerreye, müjde verirken Hâkk'tan;
O gece, Sendin gelen, Yâ Hazreti
Muhammed.
Güneşler, o gecenin, nûruna secd ederken,
Yıldızlar, meşk
içinde, kâinat vecd ederken,
Bütün hamd ü senâlar, Yüce Rabb'e giderken,
O
gece Sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed.
Kâbe'de şirk taşları, putlar yere
dönerken,
Cehâlet bayrakları, birer birer inerken,
Bin yıllık, küfr ateşi,
ebediyyen sönerken,
O gece, Sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed.
O gece,
Sâve Gölü, mûcizeyle kururken,
Kisra Saraylarında, sütunlar
savrulurken,
Arz'dan Arş'a, Âlemler, rahmetini bulurken,
O gece, Sendin
gelen, Yâ Hazreti Muhammed.
Sen ki; doğum kundağı, ak bulutla
örülen,
Doğar doğmaz, Allah'a secde emri verilen,
Alnında, âlemlere rahmet
tâcı görülen,
Kâinat Efendisi, Yâ Hazreti Muhammed.
Sen ki; asâletine,
ezelden hükmedilen,
Tertemiz rahimlerle, lekesiz soydan gelen,
Beşeri
şüpheleri, Kur'ân ilmîyle silen,
Seçilen sevgilisin, Yâ Hazreti
Muhammed
Sen ki; büyük yargıda, şefaat müjdecisi,
Bunca âciz beşerin,
Mahşer günü bekçisi,
Sen ki; Kur'ân şâhidi, Allah'ın son elçisi,
Kurtuluş
habercisi, Yâ Hazreti Muhammed.
Sen ki;
Âdem neslini, uçurumdan döndüren,
Zulüm sancılarını, şefkâtiyle
dindiren,
İnkâr yangınlarını, irfânıyla söndüren,
Âlimlerin sultanı, Yâ
Hazreti Muhammed.
Sen ki; güzel huyların, ahlâkın meş'alesi,
Sabır
doruklarında, beşerin en yücesi,
Senin Cennet mekânın, fakirlerin
hânesi,
Gönüller hazinesi, Yâ Hazreti Muhammed.
Câhiliye devrini,
kapatan, ulu Sultan,
Şefaatin, Allah'a yalvaran kolu Sultan,
Rabb'imin, en
sevgili, en yakın kulu Sultan,
Melekler Sana hayran, Yâ Hazreti
Muhammed.
Sana şâhid, sonsuzlar, ezelden beri her an,
Sana şâhid,
âyetler, her zerre ve her mekân,
Senden uzak kalmaya, nasıl dayanır ki can?
Sen, her canda Cânânsın, Yâ Hazreti Muhammed.
Mîraç gecesi, bir bir,
açılıyorken gökler,
Seni selamlıyorken, her katta peygamberler,
Öyle bir
an geldi ki; durdu bütün melekler,
Hâkk' a yalnız yürüdün, Yâ Hazreti
Muhammed.
Gönül gözü görmeyen, can gözünü neylesin,
Dünya'da dönmeyen
dil, mahşerde ne söylesin,
Allah, bütün beşeri, ümmetinden
eylesin,
Sancağının altında, Yâ Hazreti Muhammed.
Hâkk ile, kul
vuslatı, o îlahi düğünde,
Hiç kimseden kimseye, fayda olmayan
günde,
Hasatları, has tartan, o terazi önünde,
Noksanları bağışlat, Yâ
Hazreti Muhammed.
Bu îman meş'alesi, hiç sönmeden yanacak,
Ümmetin,
Seni her an, mahşere dek anacak,
Gönül tortularımız, nûr'unla
paklanacak,
Andımıza şâhid ol, Yâ Hazreti Muhammed.
Biliriz ki; hükmü
yok, bu dünya nîmetinin,
Gönüldür sermayesi, âhiret servetinin,
Sana,
Salât ve Selâm, gönderen ümmetinin,
Cennetler şâhidi ol, Yâ Hazreti
Muhammed.
Cengiz NUMANOĞLU
Kemalettin AKSOY
Bayburt İl Müftüsü