Milletimiz için,
içinde Muhammed (sav) in olmadığı sevgide hayır yoktur. Candan öte sevmiştir
Peygamber (sav) Efendimizi.
1- II. Mahmud’un hanımı ve Abdülmecid’in annesi Bezm-i Alem
Valide Sultan, milletimizdeki bu sevgiyi şu mısralarla ifade
etmiştir.
“Muhabbetten Muhammed oldu
hâsıl,
Muhammedsiz
muhabbetten ne hâsıl?.”
2- Fatih Sultan
Mehmet Han Efendimize olan sevgisini şu
ifadelerle dile getirmektedir.
“Benim sen şah-ı
mehruye kul olmağ iledur fahrim,
Geday-ı dilber
olmak yeğ cihanın padişahından”.
(Cihan padişahı
olmak bile, Sevgililer sevgilisinin önünde köle olmak yanında
değersizdir)
3-
“Muhibbi” mahlasıyla şiirler yazan,
cihan hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman:
“ Hamdülillah
Muhammed Ümmetiyiz, Can ile Mustafa’yı kim sevmez” diyor.
4- I.Ahmed, Sevgililer Sevgilisinin aşkı ve özlemini
şöyle dile getirir.
“Nola tacim gibi
başımda götürsem daim,
Kadem-i pakini ol
Hazret-i Şah-ı Rusulün.
Gül-i gülzar-i
nübüvvet o kadem sahibidir.
Bahtiya, durma
yüzün sür kademine o gülün”.
(Keşke Peygamberler
şahının o temiz ayaklarını bir taç gibi hep başımda taşıyabilsem. O ayağın
sahibi, Peygamberlik bahçesinin gülüdür. Öyleyse ey Ahmed (Bahtiya) sen de
yüzünü sür ayağına o gülün.)
5- Hoca Ahmet
Yesevi, Divanında Efendiler Efendisine
olan sevgisini şu mısralarla ifade etmektedir.
On sekiz bin aleme
server olan Muhammed,
Otuz üç bin ashaba
rehber olan Muhammed.
Çıplaklık ve açlığa
kanatlı Muhammed,
Asi, cani ümmete
şefaatli Muhammed.
Gece yatıp uyumaz,
tilavetli Muhammed,
Garip ile yetime
mürüvvetli Muhammed.
Yoldan azan şaşkına
bidayetli Muhammed,
İhtiyaç olsa kime,
kifayetli Muhammed..
Duaları müstecap,
icabetli Muhammed,
Kötülüğe iyilik,
kerametli Muhammed.
Miskin Ahmed kuluna,
yazdırıcı Muhammed,
Yetim, fakir, garibi
sahavetli Muhammed.
Tanrı Teala sözüne
Resulüllah sünnetine,
İnanmayan ümmetine,
ümmet demez Muhammed.
Ümmetim der
Muhammed, doğru dese kul Ahmet,
Yarın olsa kıyamet,
mahrum koymaz Muhammed.
6- Hz.
Mevlana’ da Peygamber (sav) sevgisi
bambaşkadır.
“Men bende-i
Kur’anem eğer can darem.
Men hak-i reh-i
Muhammed Muhtarem..”
“ Ben sağ olduğum
müddetçe Kur’an’ın kölesiyim.
Ben, Muhammed
Muhtar’ın yolunun tozuyum.
Benim sözümden,
bundan başkasını kim naklederse
Ben ondan da
bizarım, o sözlerden de bizarım”
7- Büyük halk şairimiz Yunus Emre’nin şiirlerinde
Peygamber (sav) sevgisi.
“Canım Kurban olsun
Senin yoluna,
Adı güzel, kendi
güzel Muhammed,
Gel şefaat eyle
kemter kuluna,
Adı güzel, kendi
güzel Muhammed.
Mümin olanların
çoktur cefası,
Ahiret’te olur zevk
ü sefası.
On sekiz bin âlemin
Mustafa’sı
Adı güzel, kendi
güzel Muhammed.”
Bir başka şiirinde
Yunus Emre şöyle sesleniyor:
Arayı arayı bulsam
izini,
İzinin tozuna sürsem
yüzünü.
Hak nasip eylese
görsem yüzünü
Ya Muahammed! canım
arzular Seni.
Bir mübarek sefer
olsa da gitsem
Kâbe yollarında
kumlara batsam.
Hub cemalin bir kez
düşte seyretsem
Ya Muhammed! canım
arzular Seni.
“Sordum sarıçiçeğe,
gül sizin neniz olur?
Çiçek eydur ey
derviş, gül Muhammed teridir”.
8- Peygamber (sav) Efendimizin aşkından yanan Yaman
Dede (Yanan Dede) bir başka aşkla yazmıştır şiirlerini.
“Gönül hun oldu
şevkinden, boyandım Ya Resulellah!
Nasıl bilmem bu
nirane, dayandım Ya Resulellah!
Ezel bezminde bir
dinmez, figandım Ya Resulellah!
Cemalinle ferahnâk
et ki, yandım Ya Resulellah!
Yanan kalbe devasın
Sen, bulunmaz bir şifasın Sen,
Muazzam bir dehasın
Sen, dilersen reh- nümansın Sen.
Habib-i Kibriya’sın
Sen, Muhammed Mustafa’sın Sen.
Cemalinle ferahnâk
et ki, yandım Ya Resulellah!
9- Milli Şairimiz Mehmet Akif ERSOY şiirlerinde
aşkını şöyle belirtir.
Dünya neye sahipse
O’nun vergisidir hep,
Medyun O’na
cemiyyeti, medyun O’na ferdi.
Medyundur O masuma
bütün bir beşeriyet,
Ya Rab! Bizi
Mahşerde bu ikrar ile haşret!.
On dört asır evvel,
yine bir böyle geceydi,
Kumdan, ayın on
dördü bir öksüz çıkıverdi!.
Yıllar geçiyor
ki, Yâ Muhammed,
Aylar bize hep
Muharrem oldu!
Akşam ne
güneşli bir geceydi...
Eyvah, o da
leyl-i matem oldu!
Âlem bugün üç
yüz elli milyon
Mazlûma yaman
bir âlem oldu!
Çiğnendi
harîm-i pâki şer'in;
Nâmûsa yabancı
mahrem oldu!
Beyninde öten
çanın sesinden
Binlerce
minâre ebkem oldu.
Allah için, ey
Nebiyy-i mâsûm,
İslâm'ı
bırakma böyle bîkes,
İslâm'ı
bırakma böyle mazlûm.
10-
Fuzuli ve Su
Kasidesi.
“Suya virsun bağ-
ban gül-zari zahmet çekmesun.
Bir gül açmaz yüzün
tek virse min gül- zare su.”
(Bahçivan gül
bahçesini sele versin. Su ile mahf etmesin, boşuna yorulmasın. Çünkü bin gül
bahçesine su verse de senin yüzün gibi bir gül açılmaz”
Dest busi arzusuyla
ger ölsem dostlar.
Kuze eylen toprağum
sunun anunla yare su”
(Dostlarım! Şayet
Onun elini öpmek arzusuyla ölürsem, öldükten sonra toprağımı testi yapın ve
onunla Sevgililer Sevgilisine su sunun)
“ Umduğumoldur ki,
ruz-i haşr mahrum olmayam.
Çeşm-i vaslun vire
men teşne-i dildare su.”
(O Mahşer günü,
güzel yüzüne susamış olan bana vuslat çeşmesinden su vereceğini, beni mahrum
bırakmayacağını ummaktayım”.
“Canımı canan eğer
isterse minnet canıma,
Can nedir kim anı
kurban etmeyem cananıma.
Can ile bizden eğer
hoşnut ola cananımız.
Cana minnettir Onun
kurbanı olsun canımız.“
11- Hasan Basri
Çantay:
“Sevdim Seni hep
canlara canan diye sevdim.
Bir ben değil âlem
Sana kurban diye sevdim
Ecram-ı felek levh
u kalem mest-i nigahın
Didarına âşık Ulu
Yezdan diye sevdim.”
12- Nurullah Genç, “Yağmur” adlı o güzel şiirinde
şöyle sesleniyor Sevgililer Sevgilisi Efendimiz (sav)’e..
“Uğrunda koparılan
bir baş da ben olsaydım,
Bahira’dan süzülen
bir yaş da ben olsaydım.
Okşadığın bir
parça kumaş da ben olsaydım.
Senin için görülen
bir düş de ben olsaydım.
Yeryüzünde seni bir
görmüş de ben olsaydım,
Senin visalinle bir
gülüş de ben olsaydım.
Sana hicret eden
bir Kureyş de ben olsaydım,
Damar damar
seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için
kuşandığın kılıcın,
Kabzasında bir
dirhem gümüş de ben olsaydım.”
13- Diğer Şairlerimizden birkaç örnekler de
şunlardır:
“Canımın cananı
Sensin Ya Muhammed Mustafa!
Derdimin dermanı
Sensin Ya Muhammed Mustafa!”
Buraslı İsmail Hakkı
Gül cemalin gören
bayram olur Sultanım,
Cennet bile seninle
seyran olur Sultanım.
Sen ki, Nur-i
Hüda’sın, rahmetin yere göğe,
Yanmışlar hep
kapında reyyan olur Sultanım.
Mustafa Necati Bursalı
Sultanı-ı rüsul
şah-ı mümeccedsin Efendim.
Bi-çarelere devlet-i
sermedsin Efendim.
Divan-ı ilahide
ser-amedsin Efendim.
Menşur-i “
le’emrük”le müeyyedsin Efendim.
Hakk’dan bize
sultan-ı müeyyedsin Efendim
Sen Ahmed ü Mahmud u
Muhammed’sin Efendim
Hakk’dan bize
Sultan-ı müeyyedsin Efendim.
Hutben okunur
minber-i iklim-i bekada,
Hükmün tutulur
mahkeme-i ruz-i cezada,
Gülbang-i kudumun
çekilir arş-i Hüda’da,
Esma-i Şerifin
anılır arz u semada.
Sen Ahmed ü Mahmud u
Muhammed’sin Efendim
Hakk’dan bize
Sultan-ı müeyyedsin Efendim.
Biçaredir ümmetlerin
isyanına bakma,
Dest-i red urup
hasret ile düzaha yakma.
Rahm eyle aman
ateş-i hicranına yakma,
Ezcümle kulun
Gaalib’i pür cürm bırakma
Sen Ahmed ü Mahmud u
Muhammed’sin Efendim
Hakk’dan bize
Sultan-ı müeyyedsin Efendim.
Şeyh Galip
Bağrımdaki biten
otlar, Muhammed’in aşkındandır.
Bu gözümden akan
yaşlar, Muhammed’in aşkındandır.
Ciğerim
dağladıklarım, Su gibi çağladıklarım,
Her seher
ağladıklarım, Muhammed’in aşkındandır.
Seyyid
Nizami
Senin aşkın kamu
derde, devadır Ya Resulallah!
Senin katında
hacetler revadır Ya Resulallah!
Senin nurun gören
gözler, ne ay görür ne yıldızlar,
Nurundan gece
gündüzler, ziyadır Ya Resulallah!
Terinden açılır
güller, sözünden şehd ü şekerler,
Seninle hasta
gönüller, şifadır Ya Resulallah!
Habibsin
padişahlara, tabibsin derd ü ahlara,
Şafaatın günahkara,
sefadır Ya Resulallah!...
Şeyyad
Hamza
Yazımızı Ustad Necip
Fazıl Kısakürek’ in şu şiiri ile bitirelim.
“Elinde
alâmet,
İzinde
selâmet,
Tek isim…
Muhammed…
Ne bir harf, ne
kelâm
Esselâm,
Esselâm…”
Necip Fazıl Kısakürek
23 Ocak 2013 Çarşamba
günü idrak edeceğimiz “MEVLİD KANDİLİNİZ” i tebrik eder, nice Kandillere
ulaşmamız dileğiyle, Mevlam cümlemizi Sevgililer Sevgilisinin yolundan
ayırmasın. Allah’ın selamı üzerinize olsun.
Derleyen: Kemalettin AKSOY