T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

Bayburt Müftülüğü

11.01.2013

MISRALARDA PEYGAMBER (SAV) SEVGİSİ

Milletimiz için, içinde Muhammed (sav) in olmadığı sevgide hayır yoktur. Candan öte sevmiştir Peygamber (sav) Efendimizi.

        1-  II. Mahmud’un hanımı ve Abdülmecid’in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan, milletimizdeki bu sevgiyi şu mısralarla ifade etmiştir.

 “Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl,

 Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl?.”
 
 
2- Fatih Sultan Mehmet Han Efendimize olan sevgisini şu ifadelerle dile getirmektedir.
 
“Benim sen şah-ı mehruye kul olmağ iledur fahrim,
 Geday-ı dilber olmak yeğ cihanın padişahından”.
(Cihan padişahı olmak bile, Sevgililer sevgilisinin önünde köle olmak yanında değersizdir)
 
3- “Muhibbi” mahlasıyla şiirler yazan, cihan hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman:
 
“ Hamdülillah Muhammed Ümmetiyiz, Can ile Mustafa’yı kim sevmez” diyor.
 
4- I.Ahmed, Sevgililer Sevgilisinin aşkı ve özlemini şöyle dile getirir.
 
“Nola tacim gibi başımda götürsem daim,
 Kadem-i pakini ol Hazret-i Şah-ı Rusulün.
 Gül-i gülzar-i nübüvvet o kadem sahibidir.
 Bahtiya, durma yüzün sür kademine o gülün”.
(Keşke Peygamberler şahının o temiz ayaklarını bir taç gibi hep başımda taşıyabilsem. O ayağın sahibi, Peygamberlik bahçesinin gülüdür. Öyleyse ey Ahmed (Bahtiya) sen de yüzünü sür ayağına o gülün.)
 
5- Hoca Ahmet Yesevi, Divanında Efendiler Efendisine olan sevgisini şu mısralarla ifade etmektedir.
 
On sekiz bin aleme server olan Muhammed,
Otuz üç bin ashaba rehber olan Muhammed.
Çıplaklık ve açlığa kanatlı Muhammed,
Asi, cani ümmete şefaatli Muhammed.
Gece yatıp uyumaz, tilavetli Muhammed,
Garip ile yetime mürüvvetli Muhammed.
Yoldan azan şaşkına bidayetli Muhammed,
İhtiyaç olsa kime, kifayetli Muhammed..
Duaları müstecap, icabetli Muhammed,
Kötülüğe iyilik, kerametli Muhammed.
Miskin Ahmed kuluna, yazdırıcı Muhammed,
Yetim, fakir, garibi sahavetli Muhammed.
Tanrı Teala sözüne Resulüllah sünnetine,
İnanmayan ümmetine, ümmet demez Muhammed.
Ümmetim der Muhammed, doğru dese kul Ahmet,
Yarın olsa kıyamet, mahrum koymaz Muhammed.
 
6- Hz. Mevlana’ da Peygamber (sav) sevgisi bambaşkadır.
 
 “Men bende-i Kur’anem eğer can darem.
  Men hak-i reh-i Muhammed Muhtarem..”
 
“ Ben sağ olduğum müddetçe Kur’an’ın kölesiyim.
  Ben, Muhammed Muhtar’ın yolunun tozuyum.
  Benim sözümden, bundan başkasını kim naklederse
   Ben ondan da bizarım, o sözlerden de bizarım”
 
7- Büyük halk şairimiz Yunus Emre’nin şiirlerinde Peygamber (sav) sevgisi.
 
“Canım Kurban olsun Senin yoluna,
 Adı güzel, kendi güzel Muhammed,
 Gel şefaat eyle kemter kuluna,
 Adı güzel, kendi güzel Muhammed.
 
Mümin olanların çoktur cefası,
Ahiret’te olur zevk ü sefası.
On sekiz bin âlemin Mustafa’sı
Adı güzel, kendi güzel Muhammed.”
 
Bir başka şiirinde Yunus Emre şöyle sesleniyor:
 
Arayı arayı bulsam izini,
İzinin tozuna sürsem yüzünü.
Hak nasip eylese görsem yüzünü
Ya Muahammed! canım arzular Seni.
 
Bir mübarek sefer olsa da gitsem
Kâbe yollarında kumlara batsam.
Hub cemalin bir kez düşte seyretsem
Ya Muhammed! canım arzular Seni.
 
“Sordum sarıçiçeğe, gül sizin neniz olur?
 Çiçek eydur ey derviş, gül Muhammed teridir”.
 
 
8- Peygamber (sav) Efendimizin aşkından yanan Yaman Dede (Yanan Dede) bir başka aşkla yazmıştır şiirlerini.
 
“Gönül hun oldu şevkinden, boyandım Ya Resulellah!
 Nasıl bilmem bu nirane, dayandım Ya Resulellah!
 Ezel bezminde bir dinmez, figandım Ya Resulellah!
 Cemalinle ferahnâk et ki, yandım Ya Resulellah!
 
 
 Yanan kalbe devasın Sen, bulunmaz bir şifasın Sen,
 Muazzam bir dehasın Sen, dilersen reh- nümansın Sen.
 Habib-i Kibriya’sın Sen, Muhammed Mustafa’sın Sen.
 Cemalinle ferahnâk et ki, yandım Ya Resulellah!
 
9- Milli Şairimiz Mehmet Akif ERSOY şiirlerinde aşkını şöyle belirtir.
 
Dünya neye sahipse O’nun vergisidir hep,
Medyun O’na cemiyyeti, medyun O’na ferdi.
Medyundur O masuma bütün bir beşeriyet,
Ya Rab! Bizi Mahşerde bu ikrar ile haşret!.
 
On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi,
Kumdan, ayın on dördü bir öksüz çıkıverdi!.
 
 Yıllar geçiyor ki, Yâ Muhammed,
 Aylar bize hep Muharrem oldu!
 Akşam ne güneşli bir geceydi...
 Eyvah, o da leyl-i matem oldu!
 Âlem bugün üç yüz elli milyon
 Mazlûma yaman bir âlem oldu!
 Çiğnendi harîm-i pâki şer'in;
 Nâmûsa yabancı mahrem oldu!
 Beyninde öten çanın sesinden
 Binlerce minâre ebkem oldu.
 Allah için, ey Nebiyy-i mâsûm,
 İslâm'ı bırakma böyle bîkes,
 İslâm'ı bırakma böyle mazlûm.   
 
10- Fuzuli ve Su Kasidesi.
 
“Suya virsun bağ- ban gül-zari zahmet çekmesun.
 Bir gül açmaz yüzün tek virse min gül- zare su.”
(Bahçivan gül bahçesini sele versin. Su ile mahf etmesin, boşuna yorulmasın. Çünkü bin gül bahçesine su verse de senin yüzün gibi bir gül açılmaz”
 
Dest busi arzusuyla ger ölsem dostlar.
Kuze eylen toprağum sunun anunla yare su”
(Dostlarım! Şayet Onun elini öpmek arzusuyla ölürsem, öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla Sevgililer Sevgilisine su sunun)
 
“ Umduğumoldur ki, ruz-i haşr mahrum olmayam.
 Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dildare su.”
(O Mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana vuslat çeşmesinden su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını ummaktayım”.
 
“Canımı canan eğer isterse minnet canıma,
 Can nedir kim anı kurban etmeyem cananıma.
 Can ile bizden eğer hoşnut ola cananımız.
 Cana minnettir Onun kurbanı olsun canımız.“
 
11- Hasan Basri Çantay:
 
“Sevdim Seni hep canlara canan diye sevdim.
 Bir ben değil âlem Sana kurban diye sevdim
 Ecram-ı felek levh u kalem mest-i nigahın
 Didarına âşık Ulu Yezdan diye sevdim.”
 
12- Nurullah Genç, “Yağmur” adlı o güzel şiirinde şöyle sesleniyor Sevgililer Sevgilisi Efendimiz (sav)’e..
 
“Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım,
  Bahira’dan süzülen bir yaş da ben olsaydım.
  Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım.
  Senin için görülen bir düş de ben olsaydım.
 Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım,
 Senin visalinle bir gülüş de ben olsaydım.
 Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım,
 Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
  Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın,
  Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım.”
 
13- Diğer Şairlerimizden birkaç örnekler de şunlardır:
 
“Canımın cananı Sensin Ya Muhammed Mustafa!
  Derdimin dermanı Sensin Ya Muhammed Mustafa!”
                                                                       Buraslı İsmail Hakkı
 
 
 
 
Gül cemalin gören bayram olur Sultanım,
Cennet bile seninle seyran olur Sultanım.
Sen ki, Nur-i Hüda’sın, rahmetin yere göğe,
Yanmışlar hep kapında reyyan olur Sultanım.
                                                                       Mustafa Necati Bursalı
 
Sultanı-ı rüsul şah-ı mümeccedsin Efendim.
Bi-çarelere devlet-i sermedsin Efendim.
Divan-ı ilahide ser-amedsin Efendim.
Menşur-i “ le’emrük”le müeyyedsin Efendim.
Hakk’dan bize sultan-ı müeyyedsin Efendim
Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim
Hakk’dan bize Sultan-ı müeyyedsin Efendim.
 
Hutben okunur minber-i iklim-i bekada,
Hükmün tutulur mahkeme-i ruz-i cezada,
Gülbang-i kudumun çekilir arş-i Hüda’da,
Esma-i Şerifin anılır arz u semada.
Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim
Hakk’dan bize Sultan-ı müeyyedsin Efendim.
 
Biçaredir ümmetlerin isyanına bakma,
Dest-i red urup hasret ile düzaha yakma.
Rahm eyle aman ateş-i hicranına yakma,                      
Ezcümle kulun Gaalib’i pür cürm bırakma
Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim
Hakk’dan bize Sultan-ı müeyyedsin Efendim.
                                                                       Şeyh Galip
                   
Bağrımdaki biten otlar, Muhammed’in aşkındandır.
Bu gözümden akan yaşlar, Muhammed’in aşkındandır.
Ciğerim dağladıklarım, Su gibi çağladıklarım,
Her seher ağladıklarım, Muhammed’in aşkındandır.
                                                                       Seyyid Nizami
 
Senin aşkın kamu derde, devadır Ya Resulallah!
Senin katında hacetler revadır Ya Resulallah!
Senin nurun gören gözler, ne ay görür ne yıldızlar,
Nurundan gece gündüzler, ziyadır Ya Resulallah!
Terinden açılır güller, sözünden şehd ü şekerler,
Seninle hasta gönüller, şifadır Ya Resulallah!
Habibsin padişahlara, tabibsin derd ü ahlara,
Şafaatın günahkara, sefadır Ya Resulallah!...                      
Şeyyad Hamza
 
Yazımızı Ustad Necip Fazıl Kısakürek’ in şu şiiri ile bitirelim.
“Elinde alâmet,
 İzinde selâmet,
 Tek isim… Muhammed…
 Ne bir harf, ne kelâm
 Esselâm, Esselâm…”
Necip Fazıl Kısakürek
 
23 Ocak 2013 Çarşamba günü idrak edeceğimiz “MEVLİD KANDİLİNİZ” i tebrik eder, nice Kandillere ulaşmamız dileğiyle, Mevlam cümlemizi Sevgililer Sevgilisinin yolundan ayırmasın. Allah’ın selamı üzerinize olsun.
 
Derleyen: Kemalettin AKSOY